Cimere suç duyurusu yapılır mı ?

Efe

New member
CİMER’e Suç Duyurusu Yapılır mı? Asıl Mesele CİMER’in Ne İçin Kullanılabileceğini Bilmek

Bu konu hakkında konuşurken benim dikkatimi en çok çeken şey, “CİMER’e şikâyet ettim, artık savcılığa da gitmeme gerek yok” düşüncesinin oldukça yaygın olması. Günlük hayatta insanlar bir kamu kurumuyla, belediyeyle, hastaneyle, okul yönetimiyle veya bir kamu görevlisiyle sorun yaşadığında çoğu zaman ilk akla gelen yer CİMER oluyor. Bunun anlaşılır bir tarafı var. Sonuçta CİMER kolay ulaşılabilen, başvurunun takip edilebildiği ve vatandaşın devlet kurumlarıyla iletişim kurmasını sağlayan önemli bir kanal.

Fakat burada kritik bir ayrım var: CİMER’e yapılan her suç iddiası, hukuken Cumhuriyet Başsavcılığına yapılmış doğrudan bir suç duyurusu ile aynı şey değildir.

Üstelik bu ayrım yalnızca teknik bir hukuk ayrıntısı değil. Yanlış anlaşılması, özellikle sürelerin önemli olduğu veya delillerin hızla kaybolabileceği olaylarda ciddi sonuçlar doğurabilir.

CİMER’in Görevi Nedir?

CİMER, vatandaşların kamu kurumlarıyla ilgili istek, şikâyet, bilgi edinme, görüş ve önerilerini iletebildiği bir mekanizma. Resmî CİMER kaynaklarında başvuruların ilgili kamu kurumlarına gönderilerek değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması amaçlandığı belirtiliyor. Ayrıca başvuruların ilgili mevzuat kapsamında yetkili kamu kurumlarına aktarılabileceği de açıklanıyor. CİMER+1

Burada CİMER’i bir “üst mahkeme” veya “online savcılık” gibi düşünmek yanlış olur.

Örneğin bir belediyenin hizmetinden memnun değilseniz, bir kamu kurumundaki işlemle ilgili şikâyetiniz varsa veya kamu görevlisinin görevini gerektiği gibi yapmadığını düşünüyorsanız CİMER oldukça anlamlı bir başvuru kanalı olabilir.

Ancak ortada doğrudan bir suç işlendiği iddiası varsa tablo değişiyor.

CİMER’in kendi yayımladığı “50 Soruda CİMER” dokümanında, yalnızca Cumhuriyet Başsavcılıkları ve diğer adli makamların görev ve yetki alanında değerlendirilmesi gereken suç ihbarı niteliğindeki başvuruların CİMER kapsamında işleme alınmayacağı açıkça belirtiliyor. Aynı kaynakta yalnızca tahmine veya zanna dayanan ve somut bilgi ya da belge içermeyen başvuruların da işleme alınmayabileceği ifade ediliyor. CİMER

Bu bilgi bence konunun merkezinde duruyor.

Peki “CİMER’e Suç Duyurusu Yapılamaz” Demek Tamamen Doğru mu?

Burada biraz dikkatli olmak gerekiyor.

“CİMER üzerinden hiçbir suç iddiası hiçbir şekilde adli makamlara ulaşmaz” demek de doğru bir yaklaşım değil.

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün resmî açıklamalarında, Genel Müdürlüğe gelen suç duyurusu niteliğindeki bazı başvuruların kanuni gereğinin değerlendirilmesi amacıyla ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderildiği belirtiliyor. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü+1

Dahası, bunun yalnızca teorik bir ihtimal olmadığını gösteren güncel örnekler de bulunuyor. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 11 Şubat 2026 tarihli açıklamasında, Üsküdar Devlet Hastanesi ve CİMER ihbarları üzerine başlatılan bir soruşturmadan söz etti. İstanbul Anadolu Adalet Sarayı

Dolayısıyla mesele “CİMER suç duyurusunu kesinlikle kabul eder mi, etmez mi?” şeklinde iki seçenekli düşünülmemeli.

Daha doğru soru şu:

“Benim yaşadığım olayda CİMER mi, doğrudan adli makam mı daha doğru başvuru yoludur?”

Bence vatandaş açısından asıl önemli olan nokta bu.

CİMER’e Yazmak ile Savcılığa Suç Duyurusunda Bulunmak Aynı Şey Değil

Bir olayda suç işlendiğini düşünüyorsanız, Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmak doğrudan adli süreci harekete geçirmek bakımından daha uygun yol olabilir.

CİMER ise esas olarak kamu yönetimiyle vatandaş arasındaki iletişim ve başvuru mekanizmasıdır.

Örneğin bir devlet hastanesinde yaşanan hizmet problemi düşünelim. Hastanenin işleyişi, personel davranışı, idari uygulama veya kamu hizmetinin sunuluş biçimi hakkında şikâyetiniz varsa CİMER üzerinden idari bir inceleme talep etmek mantıklı olabilir.

Fakat aynı olay içerisinde “belirli bir kişinin belirli bir suç işlediğini düşünüyorum” diyorsanız, burada artık konu yalnızca idari şikâyet olmaktan çıkabilir.

Bu nedenle metnin içine “gereğinin yapılmasını arz ederim” yazmak tek başına hukuki nitelendirmeyi değiştirmez. Önemli olan olayın gerçek niteliği, somut vakıalar ve başvurunun hangi makamın görev alanına girdiğidir.

En Büyük Sorun: CİMER’i Her Şey İçin Kullanma Eğilimi

Bence CİMER tartışmalarındaki en önemli zayıflıklardan biri, vatandaşların bazen bütün sorunları tek bir kanaldan çözmeye çalışması.

Komşuyla yaşanan özel hukuk uyuşmazlığı, işverenle ücret anlaşmazlığı, bir kamu kurumunun idari işlemi, tehdit iddiası veya ciddi bir ceza hukuku şüphesi aynı kategoride değerlendirilemez.

CİMER’in resmî bilgilendirmesinde de bazı özel hukuk ilişkilerinden kaynaklanan taleplerin ve yalnızca adli makamların görev alanına giren suç ihbarlarının CİMER kapsamı dışında olduğu belirtiliyor. CİMER

Bu nedenle “CİMER’e yazdım, devlet artık gerekeni yapar” düşüncesi kulağa rahatlatıcı gelse de hukuki açıdan fazla genelleyici.

Bir başvuru yapmakla doğru hukuki yolu seçmek aynı şey değil.

Delil Konusu Neden Bu Kadar Önemli?

Bir başka önemli nokta da deliller.

CİMER’in resmî rehberinde, başvuru metninin doğruluğunu güçlendirecek delil veya ispat niteliğindeki görüntülerin bulunmadığı bazı başvuruların işleme alınmayabileceği belirtiliyor. Ayrıca yalnızca tahmine veya zanna dayanan, somut bilgi ya da belge içermeyen başvuruların da kapsam dışında kalabileceği ifade ediliyor. CİMER+1

Buradan çıkarılması gereken sonuç şu değil: “Belge yoksa hiçbir zaman şikâyet edilemez.”

Özellikle suç mağdurlarının her zaman olayın bütün delillerine ulaşması mümkün olmayabilir. Tanık, kamera kaydı, elektronik kayıt veya başka deliller kişinin elinde bulunmayabilir.
 
Üst